van ipekyolu van haber Yazılım: Hostbine Bilişim
ipekyoluhaber/ özel
Bugün “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” Gün dolayısıyla, geride bıraktığımız hafta boyunca kadınlar çeşitli etkinlikler düzenledi. Etkinlikler çerçevesinde düzenlenen panel ve mitinglerde kadınlar özlemlerini ve erkeklerden beklentilerini dile getirdi.
Kadınlar ayrıca, yılda bir gün de olsa, erkek baskısından uzak, rahat bir nefes almak istedi. Ancak bu böyle olmadı, kadınlar günü (ya da haftası), yine erkeğin gölgesinde geçti.
Nasıl mı?
Van Kent Konseyi"ndeki zorunlu toplantım nedeniyle gidemediğim Bostaniçi Beldesi"ndeki şölen dışında, kadınların Van il merkezinde gerçekleştirdikleri tüm etkinliklere gittim ve tümünü de çalıştığım AKnews ajansına haber yaptım.
Burada en fazla dikkatimi çeken şey, bazı etkinliklerde “önlem” almaya gelen erkek polis sayısının, neredeyse etkinlikteki kadın sayısı ile eşit duruma gelmesiydi.
Mesela cezaevindeki kadınlara kart göndermek için PTT"ye giden kadınlar ile onları denetlemeye gelen erkek polisin sayısı neredeyse aynıydı.
Bu duruma, birden fazla etkinlikte tanıklık edince, aklıma gelen soru şu oldu; “acaba emniyetteki kadın polisler bugünlerde izne mi ayrılmışlardı?”
Yani, “polisin burada ne işi var” diye bir şey içimden geçmedi, çünkü bizde polissiz bir şey yapılmadığını, kimsenin başını polissiz kaşıyamadığını bildiğim için, sadece kadın polislerin akıbetinin ne olduğu geçti aklımdan.
Geçenlerde görme özürlü bir vatandaşla röportaj yapmıştım. Bana, Vali Münir Karaloğlu, Belediye Başkanı Bekir Kaya ile Emniyet Müdürü Şükrü Rafet Mert"in ilde yaşananlar konusunda aynı duyarlılığı taşıdığını, “iyi yöneticiler” olduğunu söylemişti.
Umarım ili yönetenlerimiz, hiç olmazsa bundan sonraki toplumsal olaylarda daha temkinli davranır, görmeyen, ama bir yerlerden “iyi haberler” duyan bu vatandaşımızın bu tespitini boşa çıkarmaz.
* * *
Diğer bir konu ise, bölgemiz açısından belki de üzerinde en fazla durulması gereken bir konu; erkeğin ve sistemin azizliğine uğrayan, hayatın sillesini yiyen kadına, kendilerini kadın özgürlüğüne adadığını söyleyen kadın kurumları, kadın milletvekilleri ve içinde kadınların da olduğu basın kuruluşları ne kadar ilgili?
Mesela yanlarında geçen bir “deli” kadına, neden delirdiğini sorma gereği duyuyorlar mı, yazıyorlar mı? Dilenen ya da özürlü bir kadın gördüklerinde, hemen o anda ilgileniyorlar mı? Kaç göç mağduru kadının evini ziyaret ettiler, sorunlarını dinlediler mi?
Evet, erkek kötü, sistem kötü, yasalar da kötü; ama kadınlar hemcinsleri için doğru olanı yapıyorlar mı, yapacaklar mı, var mı bir projeleri?
Farklı bir örnek ise, kadınlar haftasına denk gelen günlerde Belediye Başkanı Bekir Kaya"nın yerine Van "ı, bir kadın başkan vekili idare ediyordu. Tüm etkinliklere de gidiyordu, kadın sorunuyla, kadın iradesiyle ilgili olduğumuzu savunan kaçımızın ruhu duydu, kaçımız haberlerimizde yer verdik?
İl Genel Meclis Başkanı Semira Varlı dışında, kimse bu durumun eleştirisini yaptı mı, önemsedi mi, sorgulayacak mı?
Bunlar, kadın haklarını önemseyenler açısından önemli konular olmalı.
Bu gibi ayrıntılar dikkate alınmazsa, öyle masa başında kadın devrimi olmaz.
Başka devrimler de olmaz…




