van ipekyolu van haber Yazılım: Hostbine Bilişim
Bu hafta ilçelerdeki devlet hastanelerini konuşacaktık ama olmadı; o konuyu gelecek haftalara bırakıp, gündemde olan başka bir konuya geçmek istiyorum.
“Eski Özel İdare arazisi ve müştemilatının 49 yıllığına kiraya verilmesi” üzerinde sürüp giden tartışmalar, bu haftaki konumuz.
Eski Özel İdare denilen yer, aslında lağvedilen Köy Hizmetleri 9. Bölge Müdürlüğü binası.
Evet, Van"ın en gözde yerlerinden birisi.
Konumu itibariyle kullanılmaya çok müsait.
Durum bu olunca, arazinin kullanıma açılması yönündeki tartışmalar nihayetinde gelip "rant", "peşkeş", "yatırım düşmanlığı" kelimelerine takılıp kaldı.
Bu arsanın dışarıdan gelen bir şirkete kiralanmasını ve böylece burada yapılan sözleşme gereği (ama içeriği açıklanmayan) 5 yıldızlı bir otel ile alışveriş merkezinin kurulmasını isteyen Vali Karaloğlu, Valilik Basın Bürosu"nun basına servis ettiği bilgi notunda geçtiği şekliyle; “Yabancıların yatırım yapmasından rahatsızlık duyanları anlamakta zorluk çekiyorum” diyor.
Demek istediği; birilerinin Van"a yatırım yapılmasını istemedikleri.
Klişeleşmiş tabiri ile söylersek; "sermaye düşmanlığı"
Lafların ağır olanlarından birisi bu.
Öte yandan kiralama şekline karşı çıkanların kullandığı dil ise benzer şekilde "ağırlık" taşıyor.
Size ve kullananlara basit gelebilir ancak "rant" ve "peşkeş" kelimeleri beraberinde "hırsızlık", "yolsuzluk" gibi durumları da getirir.
Bir işin içinde rant varsa, bu rantı alanlar ile onlara bu rantı peşkeş çekenler, kelimenin en yalın haliyle; hırsızlık ve yolsuzluk yapmış olurlar.
Demek istediğim bu kadar ciddi anlam ve sonuç içeren kelimelerin, bu denli pervasızca kullanılmasının dayanılmaz hafifliğidir.
Eğer siz, birilerinin yapmaya çalıştığınız bir işe muhalefet olmalarını, getirip, “Van"a yatırım yapılmasını istemiyorlar“ noktasına dayandırırsanız, bu, o muhalefet eden kişi ya da kurumların, Van halkına "hainlik" yapma düşüncesinde olduğunu söylemek istiyorsunuz anlamına gelir.
Ve eğer siz, Van Valiliği"nin bu arsayı birilerine rant sağlamak yoluyla peşkeş çektiğini düşünüyorsanız, Valiliğin yolsuzluğa bulaştığını, bulaşmaya çalıştığını söylemeye getiriyorsunuz demek olur ki; bunu daha da açarsak; Van Valisi Münir Karaloğlu"nun yolsuzluk ve hırsızlık yaptığını söylemek istiyorsunuz aslında.
Bu dil, hiç sağlıklı bir dil değil.
"Söylem" açısından bu toplumun geçmişten gelen bir sorunu olduğunu hep söyledim.
Fazla gerilere gitmeye gerek yok; 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri"nde, siyasi partilerin, Van özelindeki "siyaset dili"ni hatırlarsınız.
"Fetih ve işgal" söylemlerinin sorumsuzca kullanıldığı, belediye binasının, hasılı Van"ın, birilerinin işgalinde olduğu ya da "başkalarının" burayı kendi işgallerine almak istedikleri yönündeki seçim propagandalarını unutmuş olamazsınız.
AKP"li yöneticilerin, partilerine oy vermeyenleri "bölücü" olarak betimlemeleri, benzer şekilde DTP"li yöneticilerin de partilerine oy vermeyenleri "Kürt değiller" diye çizmeleri; kullanılan dilin "ötekileştirme" ve "çatıştırma" yoluyla nerelere varabileceğini o zamanlar Şehrivan"daki köşemde tartışmıştık.
İşte bu "pervasızca" söylem hastalığı, bugünlerde söz konusu Özel İdare arsası üzerinde yeniden gün yüzüne çıkmış ve durum, ne yazık ki, bir "yaftalama" yarışına dönüşmüştür.
Konunun tarafları, kullandıkları söylem itibariyle durdukları yerin farkındalar mı, bilemiyorum.
Olmalarını isterdim.
Çünkü; söyledikleri, kullandıkları dil itibariyle, söylemek istediklerinin çok önüne geçmiş bulunuyor.
Tartışmaları, yazılan-çizilenleri okudukça benim algım, konu üzerine değil, yukarıda değindiğim noktaya odaklandı.
Emin olun, herkesin öyle…
Bu böyle olmaz; bir kent, o kentin refahı ve gelişmişliği için mücadele ettiğini söyleyen kişilerin, karşılıklı yaftalamaları ile bir yere varmaz.
Oturun bir daha konuşun, bir daha tartışın ve sağlıklı bir dille, sağlıklı bir karar verin.
Bu kentin yararı için yıllardır mücadele verenlerin sermaye düşmanı olacağına inanmıyorum, bu bir.
İkincisi; Vali Karaloğlu"nun yolsuzluğa prim verip birilerine, peşkeş çekme yoluyla, rant sağlayacağına inanmıyorum.
Bu böyle giderse, taraflardan birine olan inancım zedelenecek.
Kim ne yapmaya ya da ne anlatmaya çalışıyorsa, bunu, medeni insanlar seviyesinde dile getirmelerinin şart olduğunu hatırlatmam, hu haftaki yazının son cümlesi olsun.




