Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bu röportaj okunur
Bu röportaj okunur
Vali Münir Karaloğlu, İpekyoluhaber’in sorularını yine kendine has içtenliği ile yanıtladı; o anlattı, biz yazdık.
02 Mart 2010 Salı 17:08

ipekyoluhaber / özel

Emin TOKTAŞ

 

Van"a atandığı zaman belki de; mütebessim bir çehre ile bir zamanlar kaymakam olarak atanmak için uğraştığı ile, Vali olmanın gururunu yaşadı ilkin. Kurum müdürlerinin, bir an bile rahat oturmasına fırsat vermeyecek kadar çalışkan, hızlı ve atik, ilin en büyük sorunlarına derinden inecek kadar cesur ve kararlı, halkın sevgisini kazanmasına vesile olan diyaloglara girecek kadar da halktan biri.

Vali Münir Karaloğlu, İpekyoluhaber"in sorularını yine kendine has içtenliği ile yanıtladı; o anlattı, biz yazdık.

 

Sayın Vali öncelikle Van"a atanmadan önce Van hakkında neler biliyordunuz, bunu anlatır mısınız?


Daha önce Van"ı hiç görmemiştim. Van"a ilk defa Vali olarak geliyorum. Yalnız Van ile ilgili geçmişimde şöyle bir anekdot var. Ben Urfa-Harran Kaymakamlığından ayrılırken Van-Edremit Kaymakamlığı"na gelmeyi çok arzulamıştım, talep de etmiştim. Yani kendi isteğimle gelmek istediğim bir şehirdi Van fakat Bakanlık uygun bulmamıştı veya o zamanki Edremit Kaymakamı o sene ayrılmadığı için ben Yozgat"a gitmiştim. Yani Van ile ilgili düşüncelerim olumluydu, daha önce kendi isteğimle gelmek istediğim bir kent olduğu için olumsuz bir düşüncem yoktu.

“VATANDAŞLARIMLA FREKANSIMIZ UYUŞTU”


Van"a geldiğiniz zaman bir değişim ve dönüşüm hareketinin başladığına dair bir işaret fişeği çaktınız kamuoyu nezdinde. Bu anlamda sizin açınızdan bakıldığında Van"a ilk geldiğiniz zaman bu ile dair gözlemlediğiniz en büyük sorunu ne olarak gördünüz?


Bu bölge uzun süre olağanüstü halle yönetilmiş. İlişkilerin de normalleşmediğini ve halen olağanüstü hal etkilerinin devam ettiğini fark ettim geldiğimde. İlk yapmak istediğim şey öncelikle “herkesin valisi” olmaktı. “Van"da yaşayan 1 Milyon 22 Bin insan beni Valisi olarak görsün, herkese eşit mesafede olayım, hepsine adil davranayım ve bu sayede Van"da ilişkiler de düzelsin, normalleşsin, olağanüstü halden artık normal ilişkilere geçsin” dedim ve bu amaçla Van"a geldim. Van"a gelmeden önce de, geldikten sonra da bunu hareketlerimle hissettirmeye çalıştım. Herkese uzaklığımın ve yakınlığımın eşit olduğunu, Van"da yaşayan her vatandaşın istediği zaman Valisine ulaşabileceğini, vatandaşlar arasında hiçbir şekilde ayrım yapmayacağımın mesajını verdim ve vatandaşlarım da bu mesajı doğru algıladı. Yani bir anlamda vatandaşlarımızla aramda bir frekans uyuşması oldu diyebilirim.

 

“MİLLETE RAĞMEN İDARECİLİK, VALİLİK YAPILMAZ!”


Demokratik açılım sürecinde devlet bu bölgeye sizin deyiminizle “pozitif ayrımcılık” yaptı. Siz ve bölgede görev yapan diğer valiler, devletin ciddi ve asık yüzlü portresini değiştirdi. Artık “millet için devlet” anlayışı yer etmeye başlıyor. Siz buna katkı anlamında neler yapıyorsunuz?
Biz göreve başladığımız zaman tabi açılım süreci henüz başlamamıştı. Ama açılım sütreci başlamadan önce nasıl davranıyorsak, şimdi de aynı şekilde davranıyoruz. Son dönemlerde atanan vali arkadaşlarımın hepsi de halka yakın insanlar. Vatandaşa tepeden bakmayan, kentleri için çalışan insanlar. Komşu illerde diyalog içinde olduğumuz tüm arkadaşlarımız böyle. Hükümet de son dönemde bölgeye atadığı valilerle bunu gerçekleştiriyor; bizim varlık sebebimiz millettir. Bern Van"da valilik yapıyorsam, bunun varlık sebebi milletimdir. Varlık sebebi olan millete rağmen bir valilik, idarecilik olmaz. Biz millete hizmet için buradayız, kendimizi millete hizmetin neferi olarak görüyoruz. Bu anlamda hükümetin açılım programı çerçevesinde biz hükümeti de temsil etme görevi olan valiler olarak elimizden gelen bütün çabamızı ve gayretimizi ortaya koyuyoruz.

 

“VAN"IN EN BÜYÜK SORUNU EĞİTİMDİR VE BU SORUNU ÇÖZMEYE GAYRET EDİYORUZ”


Sayın Vali, Van"ın en büyük sorunu sizce nedir ve çözümü nasıl olacak?


Özellikle sosyal problemlerimiz var, bunların temelinde de maalesef  “eğitim” sorunu var. Belki bu çok klasiktir, eğitim ilk sorulan şeydir vs. ama öyle değil. Van"ın gerçekten bana göre en büyük sorunu eğitim olarak görünüyor. Biz eğitim sorununu çözdüğümüz zaman, birçok problemi ve sosyal sorunu çözmüş olacağız. Van"da eğitime çok önem veriyorum, geldiğim günden beri üzerinde en çok çalıştığım, en çok mesaimi harcadığım konu “eğitim” konusudur. Mutlaka her gün eğitimle ilgili bir etkinliğe ya da projeye arkadaşlarımla beraber katılıyoruz. Kararlıyız, Van"da eğitimin problemlerini çözmeye kararlıyız. Sayın Hüseyin Çelik"in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde eğitimin fiziki alt yapısı için son 6 senede inanılmaz şeyler yapılmış. Eğitimin kalite açısından sorunları var, biz de onun üzerinde çalışıyoruz. Tabi o fiziki alt yapılar olmasaydı bugün bizim bunları yapma şansımız da olmayabilirdi. Eğitim sorunlarını çözebilirsek, birçok sosyal problemi de beraberinde çözmüş olacağız. Onun için bence hala Van"ın en büyük sorunu eğitimdir ve tabi bir de işsizliktir. Ancak bu sorun sadece Van"a özgü değil. Türkiye"nin, Avrupa"nın ve hatta dünyanın en büyük sorunu. İspanya"daki işsizlik oranı Türkiye"dekinin çok fazla, yaklaşık yüzde 20 civarında. Avrupa"da bu oran yüzde 10"a çıkmış durumda. Yani bu tüm dünyanın kronikleşen bir sorunu. Bölgemizde de maalesef ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

 

KURUM AMİRLERİNE: “VALİNİZE AYAK UYDURUN!”


Göreve geldiğinizde Van"daki devlet kurumlarının durumu nasıldı, göreve başladığınız zaman bu kurumlara neler söylediniz, ne tür çalışmalar yapmalarını istediniz. Çalışmalarıyla başarılı veya başarısız bulduğunuz kurumlar oldu mu?


Maalesef kurumlarımız başındaki insanların şeklini alıyor. Yani kurumun başına koyduğunuz insanın performansı neyse, başında bulunduğu kurumu doğrudan etkileniyor. Bu yüzden ben kamu kurumlarının başında bulunan arkadaşların performanslarını arttırmalarını bekliyorum. Yani geldiğim günden beri onlarla toplantılar yaptığımda da aynı şeyi söylüyorum. Onlara şunu söylüyorum “Siz bana ayak uyduracaksınız, benim size ayak uydurmam söz konusu değil. Bu kentin lideri benim yani bu kentle ilgili yönetimden birinci dereceden devlete ve hükümete karşı sorumlu olan benim. Her biriniz Valinize ayak uyduracaksınız. Ben vatandaşa hangi tarzda yaklaşıyorsam, siz de aynı şekilde yaklaşmak durumundasınız. Siz benim performansımı takip etmek durumundasınız” diyorum. Memnun olduğumuz arkadaşlar var, olmadıklarımız var. Zaten göreve geldikten sonra değişenler oldu. Ama şunu da söylüyoruz; kimsenin ayağına düşecek halimiz yok. Bu performansa dayanabilenler, ayak uydurabilenler kalırlar yoksa diğerleri de değişir. Mahkeme kadıya mülk değildir, ne bana ne de diğer arkadaşlarıma.

 

“2010 VAN DENİZİ"NİN YILI OLACAK!”


Sayın Vali, yanı başımızda Vangölü"müz var. (Burada Vali Bey hemen gülümseyerek düzeltiyor ve “Vanlılar sana kızmasın şimdi” diyor ve hemen düzeltiyoruz) Van Denizi hakkında ne tür çalışmalar yapmayı düşünüyorsunuz?


Vangölü"nden hiçbir şekilde istifade etmiyoruz maalesef. Ne ulaşımda, ne turizmde, ne sporda, ne de suyunun değerlendirilmesi noktasında hiçbir şekilde istifade etmiyoruz. Ama çok büyük bir değer, Van Denizi olmasa Van olmaz, Van Denizi olmasa, bölgede yaşam olmaz. Ben böyle görüyorum. Şimdi öncelikle bu sene Van Denizi"nde 19–24 Haziran arasında Su Sporları Festivali yapıyoruz. Su sporları festivali içinde yine offshore olacak. Ama bunun yanı sıra yelken olacak, kürek olacak, kano olacak, yüzme olacak, sualtı olacak, biatlon olacak ve Bahçesaray"da rafting olacak. Yani tam manasıyla 19–24 Haziran arasında Van"da Su Sporları Festivali olacak.  Bunun 2 gününde 20–21 Haziran"da yine Bahçesaray"da Feqiye Teyran Kültür Festivali olacak ve orda da rafting yapılacak. Egemen Bağış ve Ertuğrul Günay da festivale katılmak için Van"a gelecek. Ve yine Türkiye"deki Avrupa Birliği ülkelerinin Büyükelçilerinin de tamamı Van"da olacaklar. Bir hafta boyunca tam manasıyla Türkiye gündemine oturacağız, bu güzel etkinliklerle Van"da bu festival bir ilk olacak. Edremit"teki Su Sporları Merkezi bitti, yine su sporları ile ilgili kulüpler kurduruyoruz, bunlar yelken, kano, su altı kulüpleri şeklinde kurulacak. Vanlı gençlerden su sporuna ilgi duymalarını bekliyorum. Bu konuda sizin aracılığınızla çağrı yapalım, eğer eşraftan, esnaftan bu işe ilgi duyan yani su sporlarına ilgi duyan ve isteyenler varsa bizimle temasa geçsinler, onlarla bu kulüplerde beraber olmak istiyoruz. Bu iş bir halk hareketi haline gelsin istiyorum.

Ulaşım anlamında özellikle bir marina ile daha modern bir liman yapılması ve Van-Tatvan arası ulaşımın sağlanması için çalışmalar olacak mı?


Hafta sonu ulaştırma Bakanımız Van"a geliyor. Biz kendisine özellikle Van-Tatvan"dan ziyade Van-Ahlât arasında turizm taşımacılığı manasında 25–30 mil sürat yapabilen ve 75–80 kişi taşıyabilen teknelerden Valiliğimize vermelerini talep edeceğiz. Diğer taraftan yat limanı ile ilgili fizibilite çalışmaları tamamlandı. Şu anda imar çalışmaları başlattık. Edremit"te bir yat limanı ile ilgili Kalkınma Bankası"na fizibilite çalışmaları tamamlandı. Dolgu imar planı ve imar planı bittikten sonra da yatırım programına teklif edeceğiz ama bu sene yetişmeyecek gibi görünüyor. Ama 2011 programına bu çalışmayı dâhil edebileceğiz. 

Van"da turizm adına daha çok şey yapılması gerekiyor. Bu anlamda yapmayı düşündüğünüz başka projeleriniz var mı?


Anlattığım tüm gelişmeler aslında turizmle ilgili. Yani Van Denizi"ni kullanalım derken zaten turizmi de katarak söyledim. Bir de inci kefalini gün yüzüne çıkarmamız gerekiyor. İnci Kefali şu anda en önemli mucizelerden bir tanesi çünkü. İki tür hayvan farklı bir suda yaşıyor ve farklı bir suya yumurtasını bırakıyor. Biri somon balığı diğeri de bizim inci kefalimiz. 5–12 Haziran tarihleri arasında Erciş orijinli Bendimahi Çayı, Muradiye Şelalesi olmak üzere İnci Kefali Festivali yapmayı düşünüyoruz. Yine turizmle ilgili Muradiye Şelalesi etrafında bir düzenleme yapacağız. Şu an Özel İdare orada kamulaştırma kararı aldı. Şelalenin karşısında turistik amaçlı bir park oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun dışında tanıtım çalışmalarımız var. Bu sene ilk defa uluslar arası bir tanıtma faaliyetine gireceğiz. Adanın sembolik de olsa ibadete açılmasıyla birlikte geniş çaplı bir tanıtım faaliyetimiz olacak.

 

GENÇLERE: “BAB-I ESRAR VE AŞK"I MUTLAKA OKUYUN!”


Sayın Karaloğlu, son olarak biraz da özel hayatınızdan bahsetsek. Mesela en son okuduğunuz kitap hangisi?


Şu aralar Ahmet Ümit"in kaleme aldığı Bab-ı Esrar kitabını okuyorum ve size de tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun. Elif Şafak"ın Aşk adlı kitabını okudum ve ondan sonra bu kitabı okumaya başladım. Biliyorsunuz orda Şemsi Tebrizi ve Mevlana anlatılıyor. Onu okuduktan sonra diğerine başladım, Ahmet Ümit"in kitabı da onun devamı niteliğinde. Ben her ikisini hem size hem de okuyuculara tavsiye ediyorum.

 

ipekyoluhaber / özel

Emin TOKTAŞ

Bu röportaj okunur google ara

Bu röportaj okunur google haber ara

Bu röportaj okunur haberi


YAZARLAR
Anket

Video Galeri
Foto Galeri