ipekyoluhaber/ özel
Perihan DOSGÜL
İPEKYOLU HABER: Van Belediye Başkanlığı koltuğunda bir yılını dolduran Bekir Kaya, kapılarını İpekyolu Haber"e açtı. Basına demeç ve röportaj vermeyi sevmediğini söyleyen Başkan Kaya, belediyenin durumundan, özel hayatına kadar tüm sorularımızı içtenlikle cevapladı. “Belediye borçlarının arkasına sığınmak”la suçlanan Kaya, “Borçları tamamen gündemimden çıkardım, iddialar art niyetli” diyor. Van"da en büyük sorun olarak su sorununu işaret eden Belediye Başkanı Bekir Kaya, “Tüm sorunlar bir şekilde çözülebilir ancak bu kentte kural kaide yok. En büyük sorun budur” diyor. Özel hayatıyla ilgili sorularımızı cevaplayan Kaya, “Keşke başkan olmasaydım” dediği zamanların çok olduğunu söylüyor. Kısa süre önce baba olan Kaya, “Tuhaf bir duyguydu” şeklinde duygularını dile getiriyor.
DEVLETİN BORCU DAHA KÖTÜ, KEŞKE ÖZEL KİŞİLERE BORCUMUZ OLSAYDI
www.ipekyoluhaber.com
İPEKYOLU HABER: 29 Mart yerel seçim sürecini kısaca anlatır mısınız?
Geçen bu dönemler bir yarış içerisindeydik. Kasım ayının sonlarına doğru belediye başkan aday adayı olmaya karar verdim. Daha sonra bildiğiniz gibi ocak ayının başlarında da partimiz beni belediye başkanlığına aday olarak gösterdi. Geride kalan iki ay süresince de partimizin çıkardığı bir seçim çalışması yürüttük. Daha sonra Van halkının teveccühü ile Belediye seçimlerini kazandık.
İPEKYOLU HABER: Bilindiği gibi borçlu bir belediye devraldınız. Bütün belediyelerin borçları var ancak sizin borçların arkasına sığındığınız iddia ediliyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
İşin açıkçası ben bu borçları tamamen gündemimden çıkarmışım. Seçim öncesinde de söylediğim şuydu: sonuçta bu belediyeye gelen para, belediye kaynakları hiçbir şahsın değildir. Bu kentte 500 bin insan yaşıyorsa, bu paranın her kuruşunda hepsinin hakkı vardır. Dolayısıyla bu paranın nerden geldiği, nerelere gittiği bu kentteki herkesin bilmesi gerekir. Biz bu borç mevzusuna bu gözle baktık. Yani biz belediyeyi devraldığımızda, belediyenin alacağı, vereceği, borcu ne varsa herkese açıklayacağız dedik. Bu sadece eski belediye yönetimi ile ilgili değil, bu hesaplamaları her 6 ayda bir kent halkı ile paylaşacağız.
Ne yapmışız, ne etmişiz, bize gelen kaynakları, yaptığımız ihaleleri açıklayacağız. Ben bu şekilde gündemimden çıkarmışım. Ancak, önceden borcu inkar edenler, şimdi de borcun arkasına saklandığımızı söylüyorlar. Bunu asla yapmadım. Daha önce de söyledim, bu belediyenin kaynakları yeterli değil. Altyapı sorunlarını çözmüş, diğer temel sorunlara hemen cevap verecek bir belediyemizin olmadığını her fırsatta söyledim. Bunu borçtan kaynaklı olarak da söylemiyorum. Sorunumuz borç değil yani. Örneğin İller Bankası"ndan belediyeye gelen paranın yüzde 40"ı kesiliyorsa, bu ciddi bir meblağdır. Biz ne borcun üstünü örtmeye çalışıyoruz ne de bunun arkasına sığınıyoruz. Ama şu da var, biz halka bu durumu açıklamak zorundayız.
Eğer borcun arkasına sığındığımız hala söyleniyorsa, ben bunda art niyet görüyorum. Ben şu işi yapmalıydım ama borç yüzünden yapmadım demiyorum kimseye. Belediyenin kaynakları, imkanları ölçüsünde ben bunu yapmaya çalıştım. Bunu beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı konu. Ben geride bıraktığımız bir yıllık sürede Van Belediyesi"nin yüzde yüz performansla çalıştığını söyleyemem. Geçmişten gelen alışkanlıklar vardır, personel yapısı vardır; bütün bunları dikkate aldığımızda yüzde yüz performansla çalıştığımızı söyleyemem. Ama bu illa böyle devam edecek anlamına da gelmesin. Biz en üst seviyede nasıl verim alabilirizin çabası ve gayreti içerisindeyiz. Bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Demokratik açılımla ilgili bir toplantıda sözü getirip belediyeye değindiriyorlar, bu çok manasız. Vatandaşın eleştirileri her zaman benim için önemlidir, onları referans alırım. Ancak siyasetçilerin, rakiplerimin söylemlerine hep mesafeli yaklaşırım.

İPEKYOLU HABER: Sayın Başkan sözü edilen 180 trilyon borcun SGK, TEDAŞ gibi devlet kurumlarına olan borçlar olduğu ve belediyenin aslında borcunun o kadar olmadığı iddia ediliyor…
Şimdi bakın, evet seçim döneminde Milli Eğitim Bakanımız çıktı dedi ki, devletin devlete borcudur. Doğrudur, devletin borcudur. Peki, bu devlet her ay yüzde 3 faiz alıyor mu, almıyor mu? Her ay Van Belediyesi"nden yüzde üçün, hatta yapılandırmayla birlikte yüzde 4 gibi bir para kesintisi oluyor mu olmuyor mu?
SGK Van Belediyesi"nin ne kadar parasını kesmiş biliyor musunuz? SGK İller Bankası"ndan bir trilyon 400 milyon para kesmiş. Şimdi o kesinti olmasaydı, o para Van Belediyesi"nin kasasına gelecekti ve hizmete dönüşecekti. Ya da aylık 3 trilyon civarı bir para kesiliyor, bir faiz geliyor bu borca. Devlete olan borç da olsa, sonuçta Van Belediyesi"ne gelen paradan kesiliyor. Keşke özel şahıslara olsaydı o borç, daha iyi olurdu. En azından kimse faiz işlemezdi. Ben özel şahsı çağırıyorum. 5 alacağı varsa bunu 4"de indirmeye çalışıyorum, taksitlere bölüyorum. Bu diyalogu da sağlayabiliyorum. Ama devletin borcunda bu olmuyor, aylık kesintiler oluyor, faiz uygulanıyor.
Bakın ben gerçekten bu borç meselesinden gerçekten çıkmak istiyorum ama şunu da söyleyeyim; her ay İller Bankası"ndaki gelirlerimizden yüzde 40 gibi bir kesinti yapılıyor. Bir de yaz boyunca çekilen bir krediden dolayı gelirlerimizden 560 milyar gibi bir para kesildi. Dolayısıyla hesapladığımızda 12 trilyon gibi bir para elimizde olacaktı. Ben asfaltı ne kadar mal etmişim? 1,5 trilyona. İşte 12 trilyon da gelseydi çok işimizi görürdü. Ama biz tüm borçlarımızı ödeyeceğiz, bu konuda da kendimize güveniyoruz.
İNSAN POTANSİYELİ AÇISINDAN SIKINTIMIZ YOK
İPEKYOLU HABER: Belediyede bazı şeyleri oturtamadım dediniz. Nedir bunlar, belediye personeli bu bakımdan yetersiz mi?
Hayır. Ama şöyle diyeyim, insan potansiyeli olarak çok fazla. Açıkça söylüyorum, personel sıkıntımız yok. Şöyle bir gerçek, tanıdıklardan şöyle talepler geliyor; "Benim oğlum başka bir kurumda çok yoruluyor, gelsin belediyede çalışsın". Aslında bu şu demek; gelsin belediyede çalışmasın!
Bu sadece bizim sorunumuz değil, tüm belediyelerin sorunu. Özellikle feodal ilişkilerin hakim olduğu Doğu ve Güneydoğu"da belediye çalışanları siyasi saiklerle alınmış insanlardır. Çalıştırılmaları da ona göre şekillenmiştir. Bunda parti ayrımı da fark etmemiş. İşin açıkçası ben bu konuda ben Diyarbakır Belediyesi"nin, örneğin başarılı olan Urfa Belediyesi"nin nasıl çalışıyorlar diye inceledim. İşte siyasi Saiklerle personel doldurulursa belediyeye bu insanlardan verim almak zorlaşıyor. Ama şuanda ben memnunum gerçekten. Elbette bazı şeyleri tam oturtamadık ama belediye personelimiz canla başla çalışıyorlar.
Çoğu personel de hangi partide olduğuna bakmadan elini taşın altına koyuyor, böyle değerli çalışanlarımız da var. Bu anlamda insan potansiyeli olarak çok fazla sıkıntımız yok. Ama teknik donanım, ekipman ya da kentteki kurallar bakımından söylüyorum; belirli sıkıntılar vardır. Bakın bizim kentimizin kuralları oluşmamıştır. Kentimizin imarı tamamen şahısların isteğine göre şekillenmiştir. Ulaşım hakeza öyle. Bunları birden bire değiştirmeye çalıştığınızda sıkıntı yaşıyorsunuz. Şimdi Van Belediyesi 3-5 eski birkaç kamyonla çalışıyor. Toplasanız, kepçe sayısı ikiyi, üçü geçmez. 500 bin nüfusu olan bir belediyeye yakışmayan bir durum bu.
İPEKYOLU HABER: Son kar yağışı ile bu eksikler göze çarptı zaten…
Yani öyledir, saklayacağımız bir husus değil, belediyemizin içinde bulunduğu durum budur. Ama bu kesinlikle mazeret değildir, olmamalıdır. Peki, bu böyle mi olacak? Hayır. Ben inanıyorum ki makine ikmal parkımızın kapasitesini iki sene içinde yüzde 70-80 oranında artıracağız. Bunu başarır mıyız, hedefe varır mıyız, o iki yıl sonra konuşacağımız birşey. Ama hedefimiz bu.
“SİYASETİN İÇİNDEYİM AMA BELEDİYE ÇALIŞMALARIMDA PARTİ ROZETİM YOK”
İPEKYOLU HABER: Sayın Başkan, seçildiğiniz gün herkesin başkanıyım dediniz. Ancak partinizin programlarında, gösterilerinde bulunmanız, bu konuda açıklamalar yapmanız eleştiriliyor. Siz siyasetin içinden kurtulamadınız mı?
Şimdi hayatın kendisi zaten siyaset. Ben siyasetle çok erken tanışmış bir insanım, liseli yıllardan itibaren siyasetin içinde olan biriyim. Ama bu rozet meselesine gelince, benim hala bir parti rozetim yoktur. Nerde yoktur, belediyenin hizmetlerinde, belediyenin çalışmalarında asla parti rozetim yoktur. Ama ben dışarıda siyasetçiyim, elbette ki seçildiğim partinin siyasetinin içerisindeyim. Ben bu siyasetle buraya geldim ama belediye içerisinde, çalışmalarında bu siyaset olmaz, parti rozeti olmaz.
O sözümün arkasındayım. Ancak günübirlikte prensip, siyasi anlayış değiştiren insanlara ben pek güvenmiyorum. Bu kentte benim çok yadırgadığım husus budur. İnsanların dünyaya bir bakış açıları vardır, bu da çok doğal bir şeydir. Tamamen siyasetin dışındayım, siyaset benim için bitti demek yanlış olur. Ancak tekrar söylüyorum, belediye hizmetleri söz konusu olduğunda benim için siyaset değil, belediye önemlidir.
İPEKYOLU HABER: Neredeyse bir yılınız dolacak. Belediye yönetimini ilk devraldığınızda, temel sorun olarak gördüğünüz neydi, neyi hemen değiştirmek istediniz?
Ben mazbatayı almadan önce belediyeye adım atmış biri değildim. Sadece belediyenin VASKİ binasına bir müvekkilim nedeniyle bir veya iki devam gitmişliğim vardı. 6 nisan ilk olarak gittim. Bulunduğum mahallenin altyapı sorunu yoktu. Açıkçası belediye ile pek işim yoktu benim. Elbette kentte yaşayan bir insan olarak, yanlış ya da doğru bulduğumuz bir şeyler vardı. Hiç unutmam, göreve başlayalı iki saat olmadan dediler ki; “Çöp ihalesi bitmiş, firma çalışmayacak, ne yapacağız” diye. Bu ciddi bir sıkıntı oldu. Hemen firmayı değiştireyim diye bir şey yapmadım. Bu yüzden 2,5 ay süreyle hem belediye çalışanlarından, hem meclis üyelerinden hem de birlikte siyaset yaptığımız insanlardan eleştiriler aldım. Beni pasiflikle suçladılar. Bir yeri tanımadan, sorunun tam olarak ne olduğunu bilmeden tepeden gelme ani çözümlerin işe yaramayacağına inanan biriyim.
Dolayısıyla sorunları, hemen değiştirmek yerine biraz tanıyayım da öyle karar vereyim mantığı ile hareket ettim. Benim getirdiğim müdürler, ekip genellikle haziran ayıdır. Ondan önce tanımaya çalıştım. Zaten benim böyle bir kararım vardı, belediyeyi tanıyacağım demiştim.
İPEKYOLU HABER: Sayın Başkan, belediye başkanlığı zor ve sorumluluk isteyen bir görev. Avukatlıktan belediye başkanına geldiğinizde, kimseden ya a başka bir kurumdan danışmanlık gibi bir hizmet aldınız mı?
Ekibiniz de yeni bir ekip…
Şimdi önce şunu düzelteyim. Ben dışarıdan hiç kimseyi getirmedim. Ekibimin tamamı belediye çalışanlarıdır. Ha atıl durumdaydı, başka bir görevdeydi, o doğru. Ama böyle profesyonel danışmanlık hizmeti almadım. Bir iki konuda böyle bir girişim oldu. Örneğin kentin su sorunu konusunda bir firmayla çalıştık. Diğer hususlarda diğer belediyeleri gezip inceledim. Diyarbakır, Urfa, Batman ve İstanbul Mamak belediyeleri gibi. Tanıdığım ya da daha önce tanımadığım insanlarla oturup sohbet ettik, neyi nasıl yapabiliriz diye görüşlerini aldık. Bir de imar konusunda bir firmayla temasımız oldu. Onlarla da anlaşamadık.
“KOLTUK KARİKATÜRÜ OLACAKSAM, GÖREVİ BIRAKIRIM”
İPEKYOLU HABER: Sizden iki dönem önce mensubu olduğunuz parti geleneğinden seçilmiş Şahabettin Özarslaner vardı. Şahabettin Bey kimi zaman rahat çalışamadığını söylüyordu. Partinin belediye üzerinde büyük etkisi olduğu ifade ediliyordu, hizmetlerin nasıl yapılacağına dahi karar verildiği söyleniyordu. Ya da bazı aşiretlerin güç kullandıkları gibi. Siz böyle bir sıkıntı yaşıyor musunuz?
Bakın şunu açıkça söylüyorum; eğer bir belediye başkanı bu tür şeylerden şikayetçiyse, sorun yaşıyorsa, bence görevi bırakmalıdır. Elbette ki, yakınlarınızın, dostunuzun, 3 yıl önce selam verdiğiniz birinin, seçildiğiniz partinin bir beklentisi ister istemez vardır. O farklı bir tazyiktir, onu belli bir noktaya kadar anlarsın. Ama böyle kurumsal, aşiretsel bir baskıdan şikayet ediyorsa bir belediye başkanı, görevi bırakmalıdır. Çünkü bu kente vereceği hiçbirşey yoktur artık. Bakın belediyeyi devraldığımızın 15. gününde biri geldi dedi ki benim güvenlik şirketim var, belediyeye eleman vermek istiyorum.
Açıkça böyle bir ihtiyacımızın olmadığını söyleyip gönderdik. Eğer arkadaşımdan, yakınımdan, partimden istekler geldi, onları kırmayayım derseniz, siz belediye başkanlığı yapamazsınız. Benim yaşadığım böyle bir sorun yok. Olsa da ben asla taviz vermem bu tür şeylere. Bu konudaki tavrımı herkes çok iyi bilir. Eğer ben orada, tabiri caizse, sadece koltukta oturan bir karikatür pozisyonuna düşersem, ben asla siyaset yapmam.

İPEKYOLU HABER: Bekir Bey, dışarıdan görülen bu konudaki duruşunuzun çok net olduğudur. Farklı bir konuya geçmek istiyorum. Örneğin bu kentin büyük bir imar sorunu var. Bugün Cumhuriyet Caddesi"nin bile ön yüzü çok iyi makyajlanmışken arka sokakları yıkık dökük. Bu konuda ciddi bir adım atacak cesaretiniz, projeniz var mı?
Şimdi biz geldiğimizde bir revize imar planı yürüyordu. Çok yanlış yürüyordu, bu benim kişisel kanaatim değil, konunun uzmanları söylüyorlardı. Ve ihale dosyasını incelediğimizde tamamen mevzuata aykırı bir ihalenin gerçekleştirildiğini gördük.
Gerek yasal süre boyutuyla, gerek verilen meblağ boyutuyla gerekse de firmanın iş deneyimi konusunda. Bu nedenlerle bunu iptal ettik. Vatandaş haklı olarak yargıya gitti. Yargıya gittiği için biz şuanda imar revize planını yapamıyoruz. Yargı netice verdikten sonra bir revize imar planımızı yapacağız. Gerekçe şuydu; sen üste imar revize planı veriyorsun ama zemin etüdünden haberin yok, biz bu gerekçeyle iptal ettik. Şuanda gündemimizde 2011"de alacağımız bir imar koruma planı var. Koruma amaçlıdır. Bir de ilave amaçlı bir imar planı hazırladık, meclisimizden geçti. 2010 yılında uygulayacaktık. Kenti çevreleyen tarzda, eşit bir şekilde dağıtıp ebatlar halinde kentin gelişim seyrine göre iskana açacaktık.
Çevre Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı verileri ile stratejik bir çalışma yürütüldü. 2035 yılı için Van"ın nüfusunu 700 bin olacağını, dolayısıyla mevcut imar planının da Van"a yettiğini, 2035 yılına kadar ilave bir imar planına ihtiyaç olmadığını sonucu çıktı. Sonrasında konuyla ilgili Vali Yardımcımızın yaptığı bir toplantıya başkan yardımcısı arkadaşımızı gönderdik ve süre istedik. Sonradan tekrar baktığımızda verilerin çok doğru olmadığını gördük. Bunun üzerine itiraz dilekçemizi yazdık. Kentin nüfusunun 2035 yılında en azından 1 milyon 200 bin olacağını öngördük. Dolayısıyla bir ilave imar planına ihtiyaç duyulduğunu belirledik. Şuanda Çevre Bakanlığı"nda bu süreç devam ediyor. Şimdi bir de şu çevre yolunun açılabilmesi için 18. maddeyi uygulamamız lazım. 18. maddeyi uygulayabilmemiz için çevre yolunun geçtiği yerleri imar planına dahil etmemiz gerekiyor. Bu olmadığı için 18. madde uygulanmıyor. Karayolları da bu konuda sıkıntılı. Bu konuyu Vali Bey"e de ilettik.
Çevre Bakanlığı bize ilave imar izni verirse, hemen başlatırız. Orada 18. maddeyi uyguladığımızda çevre yolu da kısa bir sürede biter. Zaten Vali Bey de 2035 yılında Van nüfusunun 700 bin olacağına kimin nasıl karar verdiğine şaşırdı. Bu sorunu beraber çözmemiz gerektiğini söyledim. Dolayısıyla böyle bir diplomasi trafiği yaşanacak.
İPEKYOLU HABER: Vali Bey ile rahat çalışabiliyor musunuz?
Bir sıkıntımız yok o konuda.
İPEKYOLU HABER: Sayın Başkan, imar planı demişken, şehir merkezinde çıkmaz sokaklar, dar sokaklar var. Bununla ilgili bir çalışma başlattınız mı ya da başlayacak mı?
Biz mesela bu sene bazı yollar açtık. Açarken de, çakıl taşları dökerek stabilize yol durumuna getirdik. Şimdi tabi şehrin yoğunlaşmasının, yerleşimin yüzde 70-80"lerde bittiği yerlerde bu tür çalışmalar yapmak çok zor. Kenar mahallelerde nispeten kolay. Bu anlamda da problemler yaşıyoruz. Örneğin imarda yol gözüküyor ama vatandaş tam yolun ortasındadır. Örneğin bu Yalı Mahallesi"nde belediye sokak satmış gibi bir şey çıktı. Hikayesi biraz öyle aslında, teknik hatalar nedeniyle yaşanıyor bu sorunlar. Biz de ihtiyaçlar doğrultusunda bunları çözmeye çalıyoruz. Ama dediğim gibi şehir merkezindeki yapılaşma yüzde 70-80 oranında tamamlandığı için yollara müdahale etmek çok zorlaşıyor. Düşünün 5 katlı bir binanın müştemilat bedeli 1 trilyon lirayı buluyor. Bu da çok zor.
İPEKYOLU HABER: Yüzde 70-80 tamamlanmış bu yapılaşmanın büyük bir kısmı da aslında ruhsatsız olduğu gerçeği de var. Müdahale etmek zor, dediğiniz konuya bu kaçak yapılaşmalar da giriyor mu?
Tabi, bir müştemilat bedeli vermek zorundasın yani. O ayrı bir süreçtir, cezalandırırsın belki, kaçaktan dolayı yıkarsın, o ayrı bir sorun ama müştemilatını ödemek zorundasın. Vatandaş kakça yapmış ama ruhsatlandırmaya da elverişli bir konumdadır. Orda da zaten yasal bir engel vardır.
Milli servete zarar veremezsiniz, sırf kaçaktır diye bir yer, yol vermişse, imar planına çok büyük engel değilse yıkamazsınız. Ha tabi bir pakın veya bir yolun ortasında yapılmışsa o ayrı bir mesele ama bunun dışında zarar veremezsiniz. İmara uygun ama sadece ruhsatı yoksa onu yıkamazsınız. Bizim bu sene hedefimize aldığımız bir Süvaroğlu caddesi var, orayı açmayı düşünüyoruz. Orada da ciddi müştemilat sorunu var, bir kısım vatandaşımız sağolsunlar, biz kendi duvarımızı yıkar yaparız diyorlar. Bizim hedefimiz İkinisan"dan Akköprü"ye kadar ulaşmaktır. Bir de Eski Cezaevi sokağını yetiştirebilirsek bu sene genişletme düşüncemiz var. Bunun dışında irili ufaklı birkaç sıkıntılı sokağımız var, onlara müdahale etmeyi planlıyoruz.
VAN"IN EN BÜYÜK SIKINTISI SUDUR
İPEKYOLU HABER: Belki çok klişe bir soru ama, sizce Van"ın en büyük sorunu nedir?
Van"a gerçek manada baktığımızda altyapı sorunu yüzde 40 civarındadır. Mesela imar planına göre yol ağımızın uzunluğu buradan İstanbul"a kadardır. Bin 600 kilometre civarında bir yol ağına sahibiz. Şimdi bu yolların tabi ciddi bir kısmı açılmamış. 200-300 kilometrelik bir kısmı açılmamış, imar planında var ama açılmamış. Geriye kalan kısmı da ortada, görüyorsunuz, yüzde 60"lık bir kısmı şimdiye kadar asfalt görmemiş. Gidin mahallelerimize bakın bu çok açık. Bunun yanında asfalt görenlerin de durumu ortada, yüzde 90"ı ömrünü tamamlamış.
Mesela bizim bütün ana arteller ömrünü tamamlamış. Dolayısıyla bizim altyapı ve üst yapıda çok ciddi problemlerimiz var. Kanalizasyon zaten bu altyapı tanımı içerisinde. Şimdi ben bunlardan hiçbirini sıkıntı olarak görmüyorum. Hepsinin zaman içerisinde çözüleceğine inanıyorum. Yüzde 100 olmasa da yüzde 80 oranında bu sorunları çözeriz. Kanalizasyonu tamamen bitirmeyi hedefliyoruz. Bizim en ciddi problemimiz, bana göre ciddi bir maliyet gerektiren su sorunudur. Aslında kaynaklar 40 kilometre ötede. Bu bakımdan belki çok fazla problem değil ama bizim kent içine dağılan suyun işletmesi yapılamıyor. Yani biz bir fizibilite çalışması yaptık, ekim ayının sonlarına doğru fizibilite çalışmamız bitti. Biz aslında Van"a gelen suyun yüzde 81"inden habersiziz.
İPEKYOLU HABER: Kaçak sorunu mu var?
Sadece kaça değil sorun. Yüzde 81"nin nasıl işletildiğini kimse bilmiyor. Yüzde 19"unu aslında biz işletebiliyoruz. Bakın su kaynaktan çıktığında yaklaşık 12-13 köy ve 3 belde zaten alıyor. Van"a tahsis edilmiş sudan zaten bunlar alıyor. Bu ciddi bir problem ve Özel İdare ile çözmemiz gerekiyor. Sonuçta Özel İdare"sine o yerlerin yol ve su ödeneği geliyor, onlarla çözmemiz gerekiyor. Hakeza üç tane belediye var; Edremit, Gevaş, Çiçekli. Bunun yanında şebekemizin ömrüne baktım, 30 yıllık bir şebeke. 30 yıllık düşünülmüş ve çoğu da o dönemin teknolojisine göre yapılmış. Bu da başlı başına büyük bir sorun. Su patlakları, su sızıntıları çok fazla, bir de ben inanıyorum iki katı kadar da yer altına sızıyor. Göremiyoruz, bunu tahmin etme şansımız da yok.
Dolayısıyla bu şebekenin hepsinin yenilenmesi, yeni bir ishale hattının getirilmesi için bir fizibilite çalışması yaptığımızda 54 milyon Euoro, 134 trilyon civarında bir para gerekiyor. Bütün bunlara baktığımızda en büyük sıkıntı gördüğüm husus bu. Bunu tek bir proje halinde çözmemiz de mümkün görünmüyor.
İPEKYOLU HABER: Ne yapılabilir, ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Öncelik olarak kent içindeki şebekeden başlayıp bazı noktalarda depolar arasında eşit dağılmayan bir su problemi var. Bunu gidermeyi bu sene hedefledik. Önümüzdeki dönemlerde de yeni bir ishale hattını hedefleyeceğiz. Eğer kendi kaynağımızı yaratabilirsek ya da dışarıdan hibe veya kredi alabilirsek, ki böyle bir arayışımız var, bunlar hepsi ciddi sorunlar. Ama en ciddi sorun nedir diye sorarsanız. Bu kentte kural kaide yok. Yani en büyük sorun, en büyük sıkıntı aslında bu. Su için kaynak yaratırsınız, proje yaratırsınız, çözmeye çalışırsınız. Yolu, kanalizasyonu aynı şekilde çözersiniz. Ama bu kentte bir kural kaide yok, en ciddi problem bu.

ORTAK AKIL YARATMAK İSTİYORUZ
İPEKYOLU HABER: Farklı bir konuya geçelim. Mesela seçim sürecinde ve sonrasında katılımcı bir belediyecilikten söz etmiştiniz. Bu anlamda halkla ne kadar iç içesiniz?
Şimdi bu konuyu halk nasıl görüyor bilmiyorum. Ben kendim aslında bu çabanın içerisindeyim. Ama bu anlamda değil. Bizim partimizde, affınıza sığınarak söylüyorum, halk kuyrukçuluğu diye bir tabir var. Ben öyle bir şeyin içine girmek istemem. Ama eğer belediye bu kentte yaşayan halkın sorunlarını çözecek bir belediye ise, bu anlamda halkın görüş ve isteklerine de kulak vermelidir. Benim böyle bir ilkem var, onu hedefleyerek bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Mesela başladığım günden bu yana çok olağanüstü bir durum olmazsa her Çarşamba günü belediyeye hiç uğramam. Bir mahalleye ya da işte bir sokağa giderim. Oradaki esnafla, insanlarla sohbet etmeye çalışırım.
Kış aylarında bu biraz aksadı tabi. Bunun yanında cumartesi günler ben ya da ben olmazsam mutlak surette bir başkan yardımcısı arkadaşım yanında ilgili birim sorumlusu arkadaşlarla halkımızı dinliyoruz. Ama şunu da söyleyeyim bütün herkesle çok iç içe geçtim, fikirlerini aldım demek doğru olmaz. Ama çabam odur ki, herkesle görüşüp, herkesin fikrini alıp ortak bir akıl yaratmaktır. Benim hedeflediğim bu.
DEMEÇ VE RÖPORTAJ VERMEYİ SEVMİYORUM
İPEKYOLU HABER: Basın sizinle bir türlü irtibata geçemiyor. Aranızda sürekli bir mesafe var. Bunun nedeni nedir, neyden kaynaklanıyor?
Bir mesafe yok aslında, bizim koyduğumuz bir mesafe yok. Ama takdir edersiniz ki, mesela ben bugün niye buraya geldim (Atatürk Kültür Parkı, Park ve Bahçeler Müdürlüğü), gerçekten ana binaya gittiğimde çalışamıyorum. Her taraftan insanlar geliyor, aslında başkan yardımcısı da çözebilir, birim müdürü, müdür yardımcısı da çözebilir. Sorun vatandaşın illa başkanı görme isteğinde. Dolayısıyla hem onları küstürmeden, hem günübirlik işleri yapmak mümkün olmuyor. Ama basın konusuna gelince; ben gerçekten röportaj vermeyi, her konu hakkında bir demeç vermeyi sevmiyorum. Bana göre bu belediye başkanının görevi de değildir.
Her konuda hakkında çıkıp basına şunu söyleyeyim mantığı pek doğru değil. Eğer bir sorunu çözüyorsam, bu benim görevim, işim. Bunu çıkıp ben bunu yaptım noktasında olmak istemiyorum.
İPEKYOLU HABER: Bunu şöyle mi anlayalım; bir daha seçilme kaygısı gütmüyorsunuz. Bunun için de basına demeç vereyim de reklam olsun gibi bir düşünceniz yokmuş gibi…
Asla öyle bir kaygım yok. Zaten siyasete atılayım, yok işte gelecekte şöyle olayım şeklinde kaygılarım yok. Ama yerel yönetimlerle ilgiliydim hep. Yıllardır takip ederdim. Yerel yönetimlerin özellikle demokrasi kültürünün gelişmesindeki rolünü, yerel yönetimlerin aslında demokrasi için bir okul olduğunu düşündüm ve bu bilinçle teorik çalışmalar içerisinde bulundum. Ama bunu siyasi bir kaygı ya da tavır içerisinde yapmadım.
İPEKYOLU HABER: Sizin tespit ettiğiniz bir sorunu farklı bir siyasi parti ya da kişinin elinde o sorun ilgili bir proje varsa değerlendirir misiniz?
Ben o konuda çok rahatım. Önemli olan doğrunun söylenmesi, doğrunun yapılmasıdır. Bunu kimin yaptığı benim için hiç önemli değildir. Bu konuda öyle bir tereddüdüm yok.
İPEKYOLU HABER: Kadınların sizin yönetim anlayışınızda iyi bir yer tuttuğunu biliyoruz. Hazır 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de gelmişken, bu konudaki düşüncelerinizi alalım.
Kadınlara yaklaşım konusunda zaten partimizin bir politikası var. Bunun dışında insanın buna inanması gerekiyor. Kadın eğer yaşamın yarısıysa, politik süreçlerde, karar alma durumlarında da o etkinliğinin olması lazım. Maalesef bizim kültürümüz, ülkemizin durumu, coğrafyamızdaki genel durum da ortada. Aslında bizim her yerde bir cins kotası, kadın kotası değil, cins kotası oluşturmamız lazım.
Yüzde 40"lık bir oranda. Partimiz zaten bunu belirlemiş, yüzde 40"tan aşağı olmayacak diye. Bu elbette belediye yönetimine de yansımalı ve biz bunu da düşündük, çok tartıştık hatta. Atamalarda biraz da bunu gözetmeye çalıştık. Genel personel yapısını göz önüne aldığımızda belediyemizde bunu hala oturtamadık. Bu anlamda verim alamadık. En son yeni bir arkadaşımızı müdür olarak atadık. O kadar birim içerisinde bir tek bayanın müdür olması o kadar çok şey değil ama en azından oradan başlamış olduk.
Son olarak da tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü"nü kutluyorum.
“HİÇ SPOR YAPMAM, MEHMED UZUN OKUYORUM,
BABA OLMAK TUHAF DUYGUYDU”
İPEKYOLU HABER: Biraz da özel hayatınıza gelelim. Bu kadar yoğun bir temponun içerisinde kendinize ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz. Örneğin okuduğunuz kitap, yaptığınız spor, izlediğiniz film gibi…
Valla şunu diyeyim, ben hiç spor yapmam. Arada bir futbol oynardım vakti zamanında şimdi o da yok.
İPEKYOLU HABER: Koşturmalarınız aslında spor oluyor...
Evet, yani o açığı kapatıyor. Kitap okuma konusuna gelince, aslında o konuda iyi okurum diye bir iddiam var. Ama belediye başkanı olduktan sonra bu da çok kısıtlandı. En son halen elimde Mehmed Uzun"un Kürtçe bir romanı var, onu okuyorum. Belediye başkanı seçildikten sonra sanırım bir defa sinemaya gittim. O da Diyarbakır"daydı. Onun dışında hiç gitmedim. En son bir arkadaşım bana "İki Dil Bir Bavul" filmini göndermişti, onu izledim.
İPEKYOLU HABER: Başkanlık aile yaşantınızı çok etkiledi gibi görünüyor.
E haliyle, tabi. İster istemez zamanınızın yüzde 80-90"ını buna harcıyorsunuz. Bu da aile hayatını yaşamanıza olanak tanımıyor.
İPEKYOLU HABER: Keşke olmasaydım, biraz zaman ayırsaydım dediğiniz oldu mu?
Çok oluyordur. Zor bir süreç de geçirdik, oluyor yani. Ama bu görevi üstlenmişiz, çalışacağız.
İPEKYOLU HABER: Bu süreçte bir de baba oldunuz. O an ne hissettiniz?
Bunu herkes sordu ama ne bir tuhaf bir şey oldu. Çok bir şey olmadı ama yaşamınıza biri giriyor. Ben 15-16 yıl hep tek yaşadım. Aile ortamı hiç görmedim bu süreçte. Sonra 2007 yılında evlendim. Orada zaten bir bocalama yaşadım, yeni bir hayat. Bir de çocuk olunca, haliyle biraz bir tuhaflık oldu.
ipekyoluhaber/ özel / Perihan DOSGÜL
“Bu kentte kural, kaide yok!” google haber ara
“Bu kentte kural, kaide yok!” haberi




